Analiz: McLaren, neden bırakmak zorunda kaldığı motor partnerine dönüyor?

Analiz: McLaren, neden bırakmak zorunda kaldığı motor partnerine dönüyor?

 

 

. . .

McLaren-Mercedes birlikteliği, 2021’de 6 senelik aranın ardından tekrar oluşacak. Aslına bakarsanız bu, pek olacağı mümkün gibi görünmeyen bir gelişmeydi ancak bir anda böyle bir anlaşma yapıldığı haberi ortaya çıktı. F1’de asla sürpriz olmaz. McLaren’ın bizzat kendisi, daha önce sorunlu bir şekilde ayrıldığı Fernando Alonso ile yeniden anlaşarak her şeyin mümkün olabileceğini göstermişti. Eğer ortada iki tarafın lehine olan bir durum söz konusuysa, sportif ve ticari açıdan fayda varsa, o zaman sürpriz gibi görülen birliktelikler olması oldukça normal. Ancak bu anlaşma, Renault’nun son senelerde gösterdiği gelişime ve McLaren’ın tek müşteri olarak iyi bir durumda olmasına baktığımızda pek beklenen bir şey değildi. McLaren’ın Mercedes’le olan ayrılığı iki aşamadan oluşuyordu. Birinci aşama, 2009’da Mercedes’in motor sağladığı Brawn GP’nin Mercedes’in ana takımı McLaren’ı geride bırakmasıyla başladı. O dönemde yol otomobilleriyle alakalı Ron Dennis ve takımın % 40’ının sahibi Mercedes arasında anlaşmazlık söz konusuydu. Mercedes’in o dönemdeki motor sporları patronu Norbert Haug, Daimler’i Brawn Yarış takımını alarak tamamen kendi takımını kurması konusunda ikna etti. Michael Schumacher’in emeklilikten döndürülerek takıma katılması ise cabası oldu. Mercedes’in bu hamlesinin ardından McLaren’ın Mercedes’in müşterisi olmaktan başka çaresi kalmadı. Bunun üzerine Dennis ve ortakları, farklı çözümler aramaya başladılar. Yeni bir fabrika motoru anlaşması yapmaya kararlılardı.  Honda ile yeniden birleşme fikri ortaya çıktı ve 2013’ün mayıs ayında yeni anlaşma duyuruldu. Bu anlaşma kapsamında Honda, turbo V6 motor döneminin 2. senesinde, yani 2015’te McLaren’a motor tedarik edecekti. Bu açıdan McLaren, turbo V6 motor döneminin ilk sezonunda Mercedes motoruyla yola devam etti ve o sene, lider Mercedes takımının çok gerisinde kaldı. Honda’nın daha erken gelme şansı yoktu. O sene Suzuka’da Dennis, Mercedes’in fabrika takımıyla aralarında olan devasa farkı baz alarak müşteri motoru kullanmanın nasıl olduğuna dair hepimizin hatırladığı açıklamaları yaptı. Dennis, “Bana göre, organizasyonumuzdaki birçok insanın görüşüne göre, motorunuzu üreten şirket hangisi olursa olsun, en iyi motoru alamıyorsanız, o zaman dünya şampiyonu olma şansınız yok.” “Günümüzde kullanılan modern grand prix motorunda sadece saf hız önemli değil, aynı zamanda enerjiyi nasıl ürettiğiniz, nasıl sakladığınız da önemli. Eğer bu süreçte kontrol sahibi değilseniz, yani kaynak kodlara erişemiyorsanız, bunun sonucunda viraj girişi gibi noktalarda aracınızı stabil hale getiremezsiniz ve çok fazla zaman kaybedersiniz.” “Yani aynı marka motoru kullanıyor olsanız dahi, bu motorunuzu optimize edebileceğiniz manasına gelmiyor. Bu yüzden mümkün olan en iyi motoru kullanabileceğiniz pozisyonda olmalısınız. Biz de gelecek seneler için bunu yaptık.” demişti. Dennis’in “kaynak kod” konusunu anlatış biçimi biraz çağ dışı oldu ancak onun söylemek istediği şey, fabrika takımıyla aynı performansı üreten bir motor almadıklarıydı. Mercedes’in motor sporları patronu Toto Wolff, bu açıklamadan pek memnun kalmadı. Honda ile birliktelik en başından itibaren kötü başladı. Bunun üzerine McLaren’ın Mercedes’le yola devam etmesi gerektiği yönündeki eleştiriler gecikmedi. McLaren’ın Honda ile yaşadığı bitmek bilmeyen sorunların üzerine Ron Dennis, kurucusu olmasa da büyüttüğü takımından kovuldu ve onun yerine Zak Brown getirildi. 2017’de, McLaren’ın sahipleri Honda anlaşmasından kurtulmanın yollarını aramaya başladılar. Yol otomobilleri nedeniyle Ferrari ile anlaşma mümkün değildi, Mercedes yeniden birleşmeye sıcak bakmıyordu. Geriye sadece Renault seçeneği kalmıştı ve bu anlaşma her iki taraf için de mantıklı bir hamleydi. Renault motoruna geçişin ardından 2018, McLaren’a tek sorunun Honda olmadığını gösterdi. Bunun sonucunda McLaren, bu sene de devam eden yeniden yapılanma sürecine girişti. Renault, bu birliktelikte liste dışı parçalar konusunda daha fazla işbirliği istiyordu ve bunun içerisinde McLaren’a kendi vites kutusunu verme planı da yer alıyordu. Ancak McLaren, kendi vites kutusunu kullanarak yola devam etmek istedi. Dışarıdan bakıldığında bu birliktelik iki taraf için de iyi çalışıyor gibi görünüyordu. Özellikle 2021 ile ilgili yeni kurallar belirlenirken, bu iki takım genel olarak hep aynı tarafta yer aldılar. Ancak pist üstü rekabet başlayınca, her iki takım şampiyonada dördüncülük için mücadele etmeye başlayınca kaçınılmaz olarak tuhaf şeyler yaşanmaya başladı. Takım için dönüm noktalarından birisi ise, yeni takım patronu Andreas Seidl’in takıma katılması oldu. Seidl, takımı daha da ileriye götürebilmek için geliştirebilecekleri her alanı incelemeye başladı. Takım içerisindeki yapılanma dışında tesis olarak da McLaren’ın gelişmesi için adımlar atılmaya başlandı. McLaren, 2021’den itibaren daha iyi iş çıkarabilir mi? Takımın geçmiş senelerinde yaşadığı politik tartışmaların tamamen dışında olan bu isim, performans ve dayanıklılık dengesini iyi kuran ve gelecek senelerde de gelişmeye devam edecek olan Mercedes’in kendileri için daha iyi bir kıstas noktası olacağını belirledi ve bu karar alındı. Hepsi bu kadar basit. Takımın CEO’su Zak Brown, “Takıma katıldığında, ‘Öne dönmemiz için ne yapmamız lazım?’ diye sordum. Hızlı bir şekilde yeni rüzgar tüneli yapmamız gerektiği gibi önerilerde bulundu. Güç ünitesiyle ilgili kararda da etkili isimdi. Tabii ki grup olarak karar verdik ancak bu kararı Andreas şekillendirdi.” “Sene ortasında onunla gelecekte neler yapmak istediğimiz konusunda görüşmelere başladık. Yaz tatilinde karar vermemiz gerektiğini biliyorduk. Açıkçası Toto ile düzenli olarak sporda neler olduğuna dair görüşüyoruz. Bu açıdan yazın onunla konuşmaya başlayınca, hızlı bir şekilde anlaşmaya vardık.” dedi. Brown, verdikleri kararın tamamen performans odaklı olduğunu vurguladı: “Mercedes-Benz’e baktığınızda, onlar güç ünitesi tedarikçisi olarak hem güç hem de dayanıklılık konusunda hibrit dönemin kıstas noktası oldular.” “Ve tabii ki yarış takımının kendisi de son 10 senenin kıyaslanması gereken takımı oldu. Bu yüzden aracımızın arkasında en iyi olduğunu düşündüğümüz motor olacak ve bu dönemde Formula 1’de en iyisi olduğunu düşündüğümüz takımı kovalayacağız. Bu, yeniden öne dönmek isteyen McLaren için iyi bir adım olacak.”  Kurallara göre motor üreticileri bütün takımlara aynı donanımı vermek zorunda ancak çoğu zaman bu konuda şüpheler oluyor. Ron Dennis’in “kaynak koduna erişme” konusunda söyledikleri de bununla alakalıydı. Peki 2021’den itibaren yeniden Mercedes motoruna dönecek olan McLaren, fabrika takımıyla mücadele edebilir mi? Renault’nun 2021’den itibaren McLaren’a sunduğu teklif, Mercedes’le yapılan anlaşmaya göre çok farklıydı. Renault, liste dışı parçalar yani her takımın kendisinin üretmek zorunda olmadığı parçalar konusunda McLaren’la daha fazla işbirliği yapmak istedi ve McLaren’a vites kutusunu dahi vermek istedi. Yani Renault, Ferrari’nin Haas’la yaptığına benzer şekilde iki eşit partner olmayı ve gelişmeye yardımcı olurken harcamaları düşürmeyi planladı. Ancak kendi başına ilerleme yetenekleri konusunda kendisine güvenen McLaren bu şekilde devam etmek istemedi. Brown, “Formula 1 dünyası 2021’de değişecek. Bu kararla şimdiden o döneme odaklandık. Günümüzde işbirliği yapabileceğiniz bazı alanlarda, gelecekte işbirliği yapamayacaksınız.” “McLaren kendi ayakları üzerinde durmak ve her zaman olduğu gibi bağımsız takım olmak istiyor. Bu yüzden bu doğrultuda çalışmaya devam edeceğiz. Gelecekteki kuralların, bu tür bağımsızlığı günümüze kıyasla daha fazla destekleyeceğini düşünüyoruz.” dedi. Her motor tedariğinde, arka planda eşit motor düşüncesi yer alır. Mevcut kurallar, hem fabrika takımının hem de müşteri takımlarının aynı donanımı almasını zorunlu kılıyor. Fabrika takımının, müşteri takımlarından daha yeni versiyonu kullanıp diğerlerine yeni versiyonu vermemesine müsaade edilmiyor. Ancak özellikle sıralama modları konusu devreye girdiğinde bu konuda endişeler gündeme geliyor ve tam olarak bunlar yaşandığında Dennis’in “kaynak kod” açıklamaları akıllara geliyor. Bir müşteri takımı, gerçekten Mercedes’le mücadele edebilir mi? Brown, “Mercedes motor tedariğinin eşit olacağından çok eminim. Telemetre verilerini görebiliyorsunuz. Onlara baktığınızda Mercedes’in kendi araçlarıyla Williams ve Racing Point araçlarının verilerinin aynı olduğunu görebiliyorsunuz. Biz takım olarak çok iyi iş çıkarabilirsek, o zaman onlarla mücadele edebiliriz. Ancak bunun için en iyi işi çıkarmanız lazım.” “Sonunda Mercedes ile mücadele edebileceğimiz bir noktaya gelmeyi umut ediyoruz ve bunu dört gözle bekliyoruz. Aradaki farka bakarsak bu çok kısa zamanda olmayacak. Ancak rekabet iyi bir şey.” dedi. Peki bu konuda Mercedes’in kazancı olacak? En basit haliyle açıklamamız gerekirse, ekstra motor tedariği Mercedes’in kasasına ya da daha spesifik bir şekilde Mercedes’in Brixworth’teki Yüksek Performans Motorları şirketine daha fazla para girmesini sağlayacak. Bu da tabii ki muhasebecileri daha mutlu edecek bir adım. Bundan iki sene önce McLaren’in motor alma talebi, Niki Lauda’nın da etkisiyle reddedilmişti. Lauda’nın vefatı, McLaren’ın Mercedes motoru almasını kolaylaştırmış gibi görünüyor. Wolff, “Niki ve ben, motor konusunda anlaşamıyorduk. Niki o dönemde Red Bull’a motor vermemiz konusunda çok istekliydi. Ben ise henüz daha yeni yeni kazanmaya başlayan bir takım olmamız nedeniyle bu adıma karşı çıkıyordum. Daha sonra McLaren’a motor tedarik etme durumu ortaya çıktığında, ‘Kendi takımımıza odaklanmamız gerektiği konusunda haklıydın.’ diyerek bu planı reddetti.” dedi. Peki bu seferki anlaşmaya Lauda yine karşı çıkar mıydı? Ne yazık ki bunu asla öğrenemeyeceğiz. Ancak Wolff, 2021 kurallarıyla bazı şeylerin değiştiğini söyledi. Wolff, “Bugünkü durum geçmişe kıyasla farklı. 2021 kuralları tamamen farklı görünüyor ve dengeler değişecek. Yeni dönemde sonuca daha fazla odaklanmamız, rakamlara bakmamız lazım. Bunun olumsuz bir yanının olacağını düşünmüyorum.” dedi. Wolff da Brown’un açıklamalarına paralel olarak McLaren’ın eşit motor alacağını temin ediyor. Wolff, “Yeni dönem 2021’de başlayacak. Yakınlaşacak olan gridde daha fazla mücadele olacak. Güç ünitesi açısından bu sayede yeni şeyler öğreneceğiz. Griddeki oldukça rekabetçi iki takımımıza bir yenisi eklenecek. Bu konuda McLaren’ın oldukça güçlü olacağını düşünüyoruz.” “Zak ve Andreas’ın attıkları adımlarla McLaren gelecek açısından umut verici görünüyor. Gelecekte McLaren gibi sert bir takımla savaşırken ortaya çıkacak avantajlar, dezavantajlardan daha fazla.” dedi.   Üç müşteriye motor tedarik etmek Mercedes için bile büyük bir olay. Brixworth, daha önce bunu 2015’te Lotus’la tek yıllık yaptığı anlaşmada, 2016’da ise Manor ile yapmıştı. Manor ile yapılan anlaşmanın sonraki sene de devam etmesi bekleniyordu, ancak takım 2016 sonunda kapanmıştı. Ancak birkaç sene önce Mercedes’in motor tarafında ve dolayısıyla gelişim yarışında bir avantajı vardı. Son zamanlarda ise üç rakibi de sıkı şekilde zorluyor ve Ferrari bu alanda öne geçti. Bazıları, Mercedes’in bir müşteriye daha sahip olmasını, fabrika takımını spordan çekmenin ilk adımı olarak yorumladı. Ancak Wolff, “bu iki durumun birbiriyle bağlantılı olmadığında” ısrarcı. Artık, artan kazanımları bir sonraki versiyona ve piste aktarma konusu daha da önemli. Ne kadar çok araca motor tedarik ediyorsanız, işler o kadar zorlu oluyor. En son versiyon olan 3. versiyon motor, Spa’da altı araca da getirildi. Ancak Sergio Perez ve Robert Kubica’nın sorun çıkaran ünitelerinin yerini alacak yedek motor yoktu. Yıllar boyunca Mercedes motoruna sadık kalan Racing Point ve Williams, McLaren’ın geri dönüş haberiyle birlikte beklemeye alındı. 2021’de dyno kullanımının kısıtlanması, Mercedes için olumlu bir gelişme gibi görünüyor. Yani dynoda geçirilen zamanın azalması, Mercedes’in kaynaklarını McLaren’a vereceği motor için yönlendirebileceği manasına geliyor.  Wolff, “Durum biraz değişti. Biz en başından itibaren her zaman %100 kendi takımımıza odaklanmak istediğimizi söyledik. Ancak sonrasında Manor’a motor tedarik ederek bu düşünceden biraz uzaklaştık. O dönemde 3 müşterimiz vardı ve bundan ders çıkardık. Daha fazla takıma motor tedarik etmenin, avantaj olabileceğini fark ettik.” “Bu konuyla alakalı süreç ya da lojistik soruları gündeme gelebilir çünkü herkesin aynı anda motoru alması gerekiyor. Ancak bunu yaparken olumlu taraf daha fazla oluyor. Ve tabii ki finansal avantajı da var. Nakit akışı olması güç ünitesine yardımcı oluyor.” “Hepsini düşündüğümüzde bu birlikteliğin çok fazla avantajı var. Tek bir riski var, o da McLaren iyi bir iş çıkarırsa bizi zorlayacaklar ve belki de ‘Tamam, artık aynı güç ünitesiyle yeteri kadar iyi iş yapmıyorsunuz’ diyecekler. Ancak hibrid dönemde 7 senedir yaptıklarımız ile artık bu adıma hazırız.” dedi. Mercedes’in McLaren’ı müşterileri arasına katması, bazılarının Mercedes’in fabrika takımı olarak spordan çekilmesinin ilk adımı olacağı iddialarını gündeme getirdi. Ancak Wolff, böyle bir durumun söz konusu olmadığını ve uzun vadede sadece motor tedarikçisi olma planlarının olmadığını söyledi. Brown, motor partneri olarak Mercedes’e güveniyor ve şu an için her şey güzel görünüyor. Ancak asıl görmemiz gereken şey, McLaren’ın Mercedes’le yeniden birleşmesinin ardından Mercedes’le aldığı 2014’teki son podyumu ve 2012’deki son galibiyetinden sonra gerçekten tekrar kazanıp kazanamayacağı.
 
tr.motorsport 

En güncel Motorsporları haberleri için sosyal medyada TRmotosports’u takip edin.

facebook.com/TRmotosports
twitter.com/TRmotosports
instagram.com/trmotosports/
linkedin.com/company/trmotosports-com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.